terbiyesizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
terbiyesizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2007

yorumsuz

insanlığın bu güne ulaştırdığı yüksek ahlak kuralları, medenilik ölçüleri sadece bizim haklarımızı kullanmak istediğimizde gündemde tutulması ne acı. oysaki biz bu tür sıkıntıları yıllardır farklı şekillerde yaşadığımızın göstergesi değil mi? aşağıdaki yazı. 100 yıl önce ahmet miş bu işi yapan, şimdi ise oğlu mehmet. ne fark eder? medeniyet ölçücüleri, müttefik ve dostlarımız bizim arkamızdan bu pislik irin yuvalarını beslerlerken çok ahlaklı medeni, biz ölen askerlerimizin hukukunu korumak istediğimizde şiddet düşkünü barbar ilan edilmemiz acı değil mi? bu iki yüzlülüğe içimizde de bazı insanlar bu medeniyetin saklı kirli yüzünü görmeden medeniyet havarisi kesilerek haklılığımızı yıpratmaları ne peki?


Tarih araştırmacısı Gökhan Balcı, Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı (ATASE) arşivlerinde Mesut Barzani'nin babası Molla Mustafa Barzani ve amcası Barzan Şeyhi Abdüsselam'ın Rusların desteği ile Ermeni çetelerini Türklere karşı kışkırttığının açıkta yer aldığını kaydetti.

Araştırmalarını ''Soykırıma Uğrayan Türkler'' adlı kitabında toplayan Balcı,atalarının Erivan Türkü, dedesinin Kazım Karabekir'in silah arkadaşı olduğunu anımsattı.Balcı, katliama uğrayan bir sülalenin ferdi olarak Ermenilerin sözde soykırım iddialarının kendisini oldukça yaraladığını, bu nedenle soykırım iddialarıyla ilgili araştırmalara ağırlık verdiğini belirtti.Balcı, Genelkurmay Başkanlığının arşivlerini açtıktan sonra, ilk araştırma fırsatını bulan kişilerden biri olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Devlet arşivinden de yaptığım araştırmalarda Türk geçmişi ve geleceği için ibret verici sonuçlara ulaştım. Geçmiş yıllarda Türkiye tarafından korunan, son dönemde ise Türkiye'ye yönelik 'tehdit içerikli' açıklamalarıyla dikkati çeken Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin başkanı Mesut Barzani'nin babası Molla Mustafa Barzani'nin sözde Ermeni soykırımının yaşandığı iddia edilen tarihlerde, Ermenilerle birlikte Türklere saldırırken, Barzan aşireti Rusya'dan önemli destekler aldı. Mustafa Barzani, Ermeni çetelerini silahlandırarak, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki Türk köylerinde işkenceler yapmış.''

Barzan Şeyhi Abdüsselam ve Mustafa Barzani'nin Türklere yaptığı işkencelerin ortaya çıkmasının ardından İran'a kaçtığını ifade eden Balcı, şöyle devam etti:

''Molla Mustafa Barzani, babası, ağabeyi yıllarca Türkleri düşman olarak görüp, aldıkları yabancı desteklerle tam anlamıyla bir soykırım yapmışlar. Genelkurmay ve devlet arşivlerinde yer alan belgelerde Barzanilerin, Ermenileri ve Rusları kullandığı açıkça belirtiliyor. Barzan aşiretiyle ilgili gerçekler, Rusya devlet arşivlerinde de bulunuyor. Mustafa Barzani'nin ölümünün ardından aşireti yöneten oğlu Mesut Barzani'de bugün atalarının gittiği yoldan ilerlemeye çalışıyor. 1915'te babası, Rusların desteği ile Ermenileri Türklere karşı kışkırtmıştı, şimdi ise kendisi ABD desteği ile Kürtleri kışkırtarak aynı taktiği izliyor.''

Barzan aşiretinin her fırsatta Osmanlıya ihanet ettiğine dikkati çeken Balcı, ''Barzan aşireti, Türk katliamını 1915'den beri yürütmeye çalışıyor. Baba ile oğul arasında hiç fark yok. Her ikisi de aynı mezalimi ve soykırımı düzenlemekte kararlılar. Bunun için de şu anda Kürtleri kullanıyorlar'' dedi.

Balcı, Barzan aşiretinin soyunun Kürtlere dayanmadığını, bununla ilgili de geniş bir araştırmayı gelecek aylarda yayınlayacağını söyledi.Araştırmalarının yer aldığı kitabının bir çağrı niteliği taşıdığına değinen Balcı, ''Bu kitap, Türkmen soydaşlarımıza saldıran ve gözünü Güneydoğuya diken Barzani'ye dikkati çekmek için bir çağrıdır. Artık herkes gözünü açmalı'' diye konuştu.

GENELKURMAY ARŞİVİ

Genelkurmay ATASE Başkanlığı Arşivi'nden elde edilen, Erzurum'un Hasankale ilçesindeki birlikten Osmanlı Ordusu Başkomutanlığı'na yazılmış 2763 numaralı metinde, şunlar kaydediliyor:

''Van Seyyar Jandarma Tümeni'nden gelen cevap aşağıdadır. Ruslar seferberlikten beri, önce Osmanlı toprakları içinde adi ve siyasi suçlar işleyip İran'a kaçanlara ve hudut yakınında yaşayan İran aşiretlerinden kandırdıklarına, silah ve para vererek sınırlardan geçiriyorlar. Bunlar aracılığıyla olaylar tertipleyerek memleketimizde birçok cinayet işlettirdiler. Celali bölgesinde oturan Abdevi aşireti reisi Simko'nun memletimizin içinde işlediği her cinayet için Rusların düzenli olarak verdikleri maaştan başka, ayrıca ödül de verdiklerini, Simko itiraf etmiştir.

Bu konularda Van Valiliğinin de birçok belgesi bulunmaktadır. Mustafa Barzani de İran'a kaçarak, Ruslar tarafından Tiflis'te ağırlanıp orada çok miktarda para ve ayrıca talimat verildikten sonra, memleketimizde karışıklık çıkarmak için gönderildi. Barzan Şeyhi Abdüsselam, Rusların yardımıyla aşiretleri teşvik ederek, Bacerge civarına kadar gelmişti...''

kaynak :...........AA

11 Ağustos 2007

hırsızlık

Çalınan çinilerimiz Londra'da çıktı

4 yıl önce İstanbul Yeni Camii Hünkar Kasrı'ndan çalınan 2 çini pano, 4 yıl sonra Londra'daki bir müzayede evinin internette yer alan kataloğunda bulundu.

İstanbul'un tarihi mekanlarından Yeni Camii Hünkar Kasrı, 20 Ocak 2003 tarihinde kimliği belirsiz kişiler tarafından soyulmuş, paha biçilmez karoluk İznik çinisi çalınmıştı. Olayın ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Kaçakçılıkla Mücadele Bürosu, yıllarca süren bir takibin ardından bulunamayan iki çiniye ulaştı.

İZ SÜRDÜLER

Çalınan 24 çiniden 22'si, olaydan kısa bir süre sonra Haliç kıyısında bulundu. Ancak yurtdışına çıkarılan iki çininin bulunması, 4 yıllık bir takip sonunda gerçekleşti. Kaçakçılık bürosunda çalışan, her biri çok iyi derecede yabancı dil ve bilgisayar bilen sanat tarihçisi uzmanlar, internette iz sürerken, iki çininin yer aldığı bir katoloğa rastladılar.

İNTERPOL DEVREDE

Araştırma sonucu çinilerin Londra'daki Sotheby's Müzayede Evi'nde satışa sunulduğu anlaşıldı. İnterpol ile yapılan ortak çalışmalar ve işbirliği sonucu Londra polisi tarafından teslim alınan çinilerin, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne iadesine karar verildi. Çinilerin 17'nci Yüzyıl’a ait olduğunu belirten Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, İznik çinilerinin dünyanın en önemli çinileri olduğunu ifade ederek, "Önceki dönemlerden farklı olarak biz bu eserleri hiç para ödemeden geri getiriyoruz. Şu anda bu müzayededeki 24 karodan oluşan eserler geldiği zaman Hünkar Kasrı'ndaki eksiklikler de tamamlanmış olacak" dedi.

KÜLTÜR MİRASI

Bir çininin sökülmesi anında yanındakilerin de zarar gördüğünü anlatan Beyazıt, eserlerin korunmasının kültür açısından da çok önemli olduğunu belirterek, "Bunlar vakıf eserleridir. Ecdadın vakfettiği eserlerdir. Bunlar sanatımıza, tarihimize, kültürümüze sahip çıkılmasını gerektiren, bizden sonraki nesillere güzel bir şekilde bırakmamız gereken emanetlerdir" diye konuştu.

KATALOG YOLLAMIYORLAR

Eserlerin çalınması konusunda pek çok önlem aldıklarını bildiren Beyazıt, çok iyi derecede yabancı dil ve bilgisayar bilen sanat tarihçilerinin 24 saat çalıştıkları Kaçakçılıkla Mücadele Bürosu sayesinde, yurt dışına kaçırılan eserlere olan taleplerin de azaldığını kaydetti. Eskiden müzayede şirketlerinin kendilerine kataloglarını gönderdiklerini anlatan Beyazıt, "Şimdi bu katalogları bizlere göndermiyorlar. Onlar bu işi kataloglarından takip ettiğimizi zannediyorlar. Halbuki bizim eksperlerimiz internet sitelerinden eserleri bulabiliyorlar" dedi.

iKi iZNiK CiNiSi DE PAHA BiCiLMEZ DEGERDE

Sanat tarihçilerinin değer biçemediği 24 İznik çinisi, kimliği belirsiz kişiler tarafından 4 yıl önce çalınmıştı. Çinilerin 22’si olaydan kısa süre sonra bulunurken, kayıp 2’sine teknoloji sayesinde ulaşıldı. Türkiye'de vakıf eserlerine yönelik hırsızlığın en çok yaşandığı ilin İstanbul olduğunu anlatan Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, “İstanbul'da vakıflara ait bütün camilere güvenlik kameraları yerleştirdik. Buraları yoğun bir şekilde takibe aldık. En büyük hedeflerinin ise insanları eğiterek hırsızlıkların önüne geçmek” dedi.




kaynak:......... bugün